Ceza davalarında istinaf kanun yoluna, kararı veren ilk derece mahkemesine süresi içerisinde bir istinaf dilekçesi sunularak başvurulur. Verilen istinaf dilekçesi, karara bağlanmış dosya ile birlikte yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilerek ilk derece mahkemesi tarafından kurulan hüküm incelenir. Aşağıda nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle kurulan ceza hükmüne karşı hazırlanan istinaf dilekçe örneği bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki aşağıda sunulan dilekçe bir taslak olup her olay kendine özgü olduğundan her olaya özgü özel bir dilekçe hazırlanmalıdır. Ayrıca ceza davalarında özellikle deliller ve elde ediliş biçimleri sonucu önemli ölçüde etkilediğinden bunların özenle ve uzman bir bakış açısı ile incelenmesi önemlidir. Bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurmadan önce uzman avukatlarımızdan hukuki destek almak üzere bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Örnek Dilekçe - 1
....... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ İLGİLİ CEZA DAİRESİ'NE
Gönderilmek üzere
............. AĞIR CEZA MAHKEMESİ'NE
DOSYA NO : E. K.
SANIK :
MÜDAFİ : Av.Asena Şükran ERDOĞDU & Av. Muhammed Cihad ERDOĞDU
MÜŞTEKİ :
KARAR TEBLİĞ TARİHİ :
KONU : .......... Ağır Ceza Mahkemesi E. K. Numaralı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvuru dilekçemizin sunulmasıdır.
HÜKÜM ÖZETİ :
"1-Sanık ................in sabit olan Nitelikli Dolandırıcılık suçundan eylemine uyan TCK'nın 158/1-L-son maddesi gereğince suçun niteliği, işleniş biçimi, eylemin sonuçları gözetilerek takdiren 4 YIL HAPİS ve suçtan elde edilen haksız kazanç miktarı olarak belirlenen 5.700,00 TL esas alınarak adli para cezasının miktarı elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağından (5.700,00 X 2 = 11.400,00 TL)'nin günlüğü 20,00 TL karşılığı olan 570 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
-Sanığın, katılanın uğramış olduğu maddi zararı gidermediği anlaşılmakla hakkında TCK 168/2 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
-Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak verilen ceza TCK'nun 62. maddesi gereğince 1/6 oranında indirilerek sanığın3 YIL 4 AY HAPİS ve 475 GÜN KARŞILIĞI ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
-Sanığa verilen cezada başkaca arttırım ve indirim yapılmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
-Sanığa verilen 475 gün karşılığı adli para cezasının TCK 52/2 maddesi gereğince sanığın sosyal ekonomik durumu göz önünde bulundurularak takdiren 1 günü 20,00 TL den hesap edilmek suretiyle 9.500,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
-SANIĞIN SONUÇ OLARAK 3 YIL 4 AY HAPİS ve 9.500,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA"
AÇIKLAMALAR
.......... Ağır Ceza Mahkemesi E. K. Numaralı kararı tarafımıza //2023 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edilmiş olup yasal süresi içerisinde işbu hukuka aykırı hükme karşı istinaf kanun yoluna başvurmaktayız. Şöyle ki,
1-) Müşteki, .................... numaralı hattan aranmış ve müvekkilin adını kullanarak kendisini Ziraat Bankası çalışanı olarak tanıtan şahıs tarafından dolandırılmıştır. .................... numaralı hat müvekkile ait olmadığı gibi patates hat olduğundan gerçek kullanıcısı da bilinmemektedir. Müvekkil, dava konusu olayın bildiği kısmını tüm açıklığıyla anlatmış olup ifadesinde geçen "Mustafa" isimli şahıs araştırılmadığından eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerekmektedir. Zira ceza mahkumiyeti tam olarak aydınlatılmamış olayların sanık aleyhine yorumlanması neticesinde ihtimallere değil somut ve kesin delilere dayanması gerekmektedir.
"Somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından gözönünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemeli, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir." (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.03.2015 tarihli ve 2013/247 E., 2015/60 K. sayılı kararı)
2-)Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında şüpheden sanık yararlanır ilkesi göz ardı edilerek kurulan karar tam olarak aydınlatılamamış olayların sanık aleyhine sayılarak cezalandırma yoluna gidilemeyeceği gerekçesiyle bozulmuştur. ........ Ağır Ceza Mahkemesince kurulan hükmün gerekçesi, "Dolandırıcılık suçunun yarar sağlaması gerektiği, bu kapsamda sanığın hileli hareketlerle müştekiye Ziraat Bankası'ndan aradığı yönünde inanç sağlayarak müştekiyi hataya düşürdüğü,;bu şekilde sanığınmüşteki aleyhine haksız menfaat temin ettiği, suçun işlenilmesi sırasında sanığın kendisini banka çalışanı olarak tanıttığı ve bu durumun sağladığı kolaylıktan yararlandığı anlaşılmakla sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunda mahkememizce her türlü şüpheden uzak, tam bir vicdani kanaat hasıl olmuştur." şeklinde olup Sayın Mahkeme'nin müvekkilin üzerine isnad edilen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak kanaate nasıl ulaştığı açıklamaya muhtaçtır.
3-) Müşteki ile telefonda görüşen şahıs müvekkilin ismini ve banka hesap bilgilerini kullanmış olup müvekkilin müştekiye karşı bir dolandırıcılık suçu işleme niyetinde olsa idi kendi kimlik ve hesap bilgilerini kullanmayacağı izahtan varestedir. Bu nedenden dahi müvekkile sanık sıfatı verilemeyecekken üzerine isnad edilen suçtan hapis cezasına hükmedilmiştir. Benzer şekilde Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 04.03.2014 tarihli ve 2012/18186 E., 2014/3972 K. sayılı kararında, "Somut olayda; sanığın ticari ilişkinin yoğun olduğu alışveriş merkezinde kimliği tespit edilemeyen bir şahısla birlikte katılanın kimlik bilgilerini kullanıp yerine sahte imza atmak suretiyle 1.448 TL'lik sözleşme yapılarak mal aldığı iddia olunan olayda, sanığın sözleşmede imzası bulunan şahsı ... olarak tanıdığını, bu şahıs ile bir süre arkadaşlık yaptığını, kendisinden kefil olmasını isteyince kabul ettiğini, sahte kimlik kulllandığını bilmediğini savunması, sanığın söz konusu sözleşmeyi sahte olarak düzenlemek isteğinde olsaydı kefil olarak kendi ismi ve imzasını kullanmayacağı gerekçeleriyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA" şeklinde hüküm kurmuş olup sanığın dolandırıcılık suçuna iştirak etmek istese idi kendi smi ve imzasını kullanmayacağı gerekçesi beraat hükmü kurulması için yeterli görülmüştür. Dava konusu olayda ise patates hat üzerinden müşteki ile yapılan görüşmede müvekkilin kimlik bilgileri, para transferinde ise müvekkil adına kayıtlı banka hesabı kullanılmıştır. Sayın Mahkemenize sunulmuş karardan ve açıklamalarımızdan da anlaşılacağı üzere müvekkil dolandırıcılık suçu işlemek istese idi farklı kimselerin adını ve hesap bilgilerini kullanacağı aşikardır. Zira günümüzde banka hesapları kiralamak hem kolay hem de risksiz bir yöntem olup kendisine ait bir banka hesabını kullanarak suç işlemesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Müvekkil savunmasında Mustafa isimli şahsın hesaplarında bloke olduğundan banka hesap bilgilerini verdiğini açıkça belirtmesine rağmen hiçbir araştırmaya yapılmamış, ilk derece mahkemesi adeta suçun cezasız kalmaması için elinin altında olan müvekkil sanığa ceza vermiştir. Bu nedenlerle ............ Ağır Ceza Mahkemesi E. K. Numaralı kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olmuştur.
HUKUKİ NEDENLER : TCK, CMK, Yüksek Yargı İçtihatları ve sair yasal mevzuat
NETİCE VE TALEP : Yukarıda tarafımızca açıklananlar ile Sayın Mahkemenizce re'sen gözetilecek nedenlerle
1-İstinaf talebimizin KABULÜNE,
2-.......... Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 2022/597 E. 2023/255 K Numaralı hükmün hukuka ve evrensel ceza hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğundan BOZULMASINA ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
3-İlk derece mahkemesinin hükmü KALDIRILARAK müvekkil hakkında BERAAT hükmü kurulmasına karar verilmesini saygılarımızla talep ederiz.
SANIK MÜDAFİ
Av. Asena Şükran ERDOĞDU