Hukuk muhakemelerinde maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, davanın esasına ilişkin uyuşmazlığın çözümü için büyük önem taşımaktadır. Hak arama hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan ispat faaliyeti, bu sürecin merkezinde yer alır. İspat için başvurulan delillerden biri de, hukuki uyuşmazlık hakkında bilgi ve görgüsü bulunan üçüncü kişilerin beyanları olan tanık delilidir. Tanık delili, özellikle yazılı delilin yetersiz kaldığı durumlarda uyuşmazlığın aydınlatılmasında hayati bir rol oynar. Ancak, bu delilin usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi ve mahkemeye sunulması, yargılamanın sağlıklı, hızlı ve hakkaniyetli bir şekilde ilerlemesi için kritik öneme sahiptir.
Bu makale, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümleri ve bu hükümlerin Yargıtay tarafından nasıl yorumlandığına odaklanarak, dava dosyasına tanık listesi sunulmaması durumunun hukuki sonuçlarını derinlemesine incelemektedir. Amacımız, hukuki prosedürlerin karmaşıklığı içinde yol arayan vatandaşlar için konuyu anlaşılır bir dille izah etmek ve aynı zamanda, pratik yargılama süreçlerinde karşılaşılan ince ayrımlara ve Yargıtay içtihatlarına vakıf olmak isteyen avukat meslektaşlarımız için detaylı ve güvenilir bir başvuru kaynağı sunmaktır. Makale, farklı senaryolar üzerinden konuyu somutlaştıracak ve yargı pratiğinin bu konuya yaklaşımını ortaya koyacaktır.
HMK m. 240: Tanık Gösterme Şekli ve İkinci Liste Yasağı
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 240. maddesi, tanık gösterme şeklini açıkça düzenlemektedir. Bu maddeye göre, bir davada tanık dinletmek isteyen taraf, mahkemeye bir liste sunmak zorundadır. Bu listede, tanık dinletilmek istenen vakıanın ve dinlenilmesi talep edilen tanıkların adı, soyadı ile tebliğe elverişli adreslerinin yer alması gerekir. Bu liste, uygulamada "tanık listesi" olarak adlandırılmaktadır.
Kanunun bu düzenlemesinin en önemli sonuçlarından biri, liste verilmesinin usuli bir zorunluluk olması ve bu zorunluluğa aykırılığın ciddi sonuçlar doğurmasıdır. HMK m. 240/2 hükmü uyarınca, tanık listesinde gösterilmemiş olan kişiler tanık olarak dinlenemez. Dahası, bu hüküm, tarafların davada ikinci bir tanık listesi veremeyeceğini emredici bir şekilde belirtmektedir. Doktrin ve Yargıtay içtihatlarında, ikinci tanık listesi yasağının "kamu düzeninden" olduğu kabul edilmektedir. Bu, mahkemenin bu yasağı re'sen (kendiliğinden) gözetmesi gerektiği ve tarafların kendi aralarındaki anlaşmalarla dahi bu kuralı değiştiremeyeceği anlamına gelir. Bu katı kuralın amacı, yargılamanın uzamasını engellemek, mahkemelerin iş yükünü artırmamak ve uyuşmazlık hakkında sonradan uydurma tanık beyanlarının önüne geçmektir. Böylece, yargılamanın usul ekonomisi ilkesine uygun olarak makul bir sürede tamamlanması hedeflenmektedir.
HMK m. 243: Tanığın Davet Edilmesi ve Kritik İstisnası
Tanıkların mahkeme huzurunda dinlenebilmesi için duruşmaya çağrılmaları gerekmektedir. HMK'nın 243. maddesi, bu süreci düzenlemektedir. Maddenin birinci fıkrasına göre, tanıklar kural olarak mahkemece gönderilen davetiye ile çağrılırlar. Bu davetiyenin tebliğe elverişli bir adrese gönderilmesi zorunludur.
Ancak, HMK m. 243/1, bu genel kurala önemli bir istisna getirmektedir: "davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir". Bu hüküm, taraflara tanıklarını mahkemeye getirme ve dinletme imkanı tanıyarak, yargılamanın hızlanmasına katkı sağlar.
Maddenin en can alıcı noktası ise devamında yer alan istisnadır: "Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir". Bu düzenleme, HMK m. 240'daki ikinci tanık listesi yasağının bir istisnası olmayıp, tanık delilinin ileri sürülme usulünü düzenleyen başlı başına emredici bir hükümdür. Bu hüküm, ispat hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı ilkelerini koruyarak, usulü şekilcilikten uzaklaştırmaktadır. Yargıtay'ın bu yöndeki kararları, bu hükmün emredici niteliğini vurgulamakta ve mahkemelerin bu kuralı uygulamadan karar vermesini bozma sebebi saymaktadır.
Yargılama Aşamaları ve Tanık Listesi Sunma Zamanı
Tanık listesi sunma yükümlülüğü, yargılamanın her aşamasında aynı şekilde ele alınmaz. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre, dava ve cevap dilekçelerinin karşılıklı verilmesi aşamasında tarafların, dayandıkları deliller arasında yalnızca "tanık" deliline dayandıklarını belirtmeleri yeterlidir; bu aşamada tanıkların isimlerini ve adreslerini içeren bir liste sunmaları zorunlu değildir. Tanık listesi, dilekçeye eklenmesi zorunlu belgelerden biri olarak kabul edilmemektedir.
Yargıtay içtihadı, tanık listesi sunulması için kesin sürenin, dilekçeler teatisi aşamasından sonra gelen ön inceleme aşamasında verilmesi gerektiğini belirtmektedir. Mahkeme, ön inceleme duruşmasında tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde hangi vakıaların çekişmeli olduğunu netleştirdikten sonra, sadece bu çekişmeli vakıaların ispatına yönelik delil sunulması için kesin süre verebilir. Bu nedenle, mahkemenin tensip zaptı (dava dilekçesine verilen ilk cevap) ile tanık listesi istenmesi veya genel bir "delil bildirme" süresi vermesi, tanık listesi sunma hakkını sona erdirmez. Bu yaklaşım, ispat hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının gereği olarak ortaya çıkmıştır.
| KURAL VE İSTİSNA | HUKUKİ DAYANAK | HUKUKİ NİTELİK ve DAYANDIĞI İLKE | PRATİK SONUÇ |
| Tanık Listesi Sunma Zorunluluğu ve İkinci Liste Yasağı | HMK m. 240/2 | Emredici Kural. Kamu düzenindendir ve re'sen gözetilir. Usul ekonomisi ve yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesine hizmet eder. | Listede gösterilmeyenler dinlenemez ve ikinci bir liste verilemez. |
| Tanığın Duruşmada Hazır Bulundurulması | HMK m. 243/1 | Emredici Hüküm. İspat ve hukuki dinlenilme hakkının gereğidir. Yargıtay tarafından mutlak surette uygulanması istenir. | Tanık listesi süresi kaçırılsa dahi, tanık duruşmada hazırsa dinlenir. |
DURUM 1 : Dava Dilekçesinde "Tanık" Deliline Dayanılmasına Rağmen Liste Sunulmaması
Bu senaryoda, bir taraf dava veya cevap dilekçesinde delillerini sayarken "tanık" veya "tanık beyanları" ifadesini kullanmış, ancak henüz bir tanık listesi sunmamıştır. Süreç içerisinde de mahkemece verilen kesin sürede bu listeyi sunamamıştır. Bu durumda tanık dinletme hakkının akıbeti ne olacaktır?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında, bu durumu, ispat hakkını koruyucu bir yaklaşımla ele almaktadır. Dilekçeler teatisi aşamasında, yani dava ve cevap dilekçelerinin karşılıklı verildiği süreçte, tarafın sadece genel bir ifadeyle tanık deliline dayandığını belirtmesi yeterlidir. Bu durum bir eksiklik olarak değerlendirilmez. Esas olan, mahkemenin ön inceleme duruşmasında hangi vakıaların çekişmeli olduğunu netleştirmesidir. Hâkim, ancak bu aşamadan sonra, HMK m. 140/5 uyarınca, çekişmeli vakıaların ispatı için tanık isim ve adreslerinin bildirilmesi üzere usulüne uygun bir kesin süre verebilir.
Yargıtay, tensip zaptıyla veya ön inceleme öncesinde verilen "delil bildirme" şeklindeki genel ve belirsiz sürelerin tanık listesi sunma hakkını sona erdirmeyeceğini açıkça belirtmektedir. Bu yaklaşımın temelinde, ispat hakkının şekilci bir yorumla kısıtlanmasını önleme amacı yatmaktadır. Eğer mahkeme, ispat hakkının kullanılması için gerekli olan doğru zamanı ve usulü sağlamazsa, bu durum adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Yargıtay, hukuki dinlenilme hakkı (HMK m. 27) kapsamında, tarafın delilini sunmasına engel olan bu tür kararları bozmaktadır. Dolayısıyla, dilekçede genel olarak tanık deliline dayanılmasına rağmen liste sunulmamışsa, bu durumun hukuki sonucu mahkemenin kesin süreyi usulüne uygun verip vermediğine bağlıdır.
DURUM 2: Dilekçe Metninde Tanık Adı Geçmesine Karşın Deliller Kısmında "Tanık" Yazılmaması
Bu senaryoda, bir taraf dava dilekçesinin metin kısmında, "X kişisi bu vakıaya tanık olarak dinletilecektir" gibi somut bir ifade kullanmış ancak dilekçenin deliller kısmına "tanık" delilini eklemeyi unutmuştur. Bu durum, hukuki bir sorun teşkil eder mi?
Sunulan kaynaklarda bu duruma doğrudan işaret eden bir Yargıtay kararı olmamakla birlikte, Yargıtay'ın genel yaklaşımlarından bir çıkarım yapmak mümkündür. Yargıtay, yukarıda belirtilen senaryoda olduğu gibi, usul kurallarını katı bir şekilcilikle değil, dürüstlük kuralı, ispat hakkı ve hukuki dinlenilme hakkı ilkeleri çerçevesinde yorumlamaktadır. Bir tarafın dilekçe metninde açıkça belirli bir kişinin adını tanık olarak belirtmesi, mahkemeye ve karşı tarafa bu kişinin tanık olarak dinletilmek istendiğine dair net bir irade beyanı sunar. Deliller kısmındaki formal bir eksiklik, mahkemenin ve karşı tarafın bu durumdan haberdar olmasını engellemez. Bu nedenle, mahkemenin bu tür bir teknik eksikliği gerekçe göstererek tanık dinletme talebini reddetmesi, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelecektir.
Mahkemenin bu kişiyi tıpkı Senaryo A'da olduğu gibi, "tanık deliline dayanma" kapsamında değerlendirmesi ve ön inceleme sonrasında verilecek kesin süre içerisinde bu kişinin isminin liste halinde bildirilmesini talep etmesi beklenir. Aksi bir karar, Yargıtay tarafından "hukuki dinlenilme hakkının ihlali" ve "savunma hakkının kısıtlanması" gerekçeleriyle bozulma riski taşımaktadır. Bu yaklaşım, yargılamanın özünün şekil kurallarının önüne geçirilerek hakkaniyetin sağlanmasını amaçlamaktadır.
DURUM 3: Verilen Kesin Süreye Rağmen Tanık Listesi Sunulmaması, Ancak Tanığın Duruşmada Hazır Bulundurulması
Bu senaryo, HMK m. 243/1'in doğrudan uygulama alanıdır. Taraf, mahkemenin usulüne uygun olarak verdiği kesin süreyi kaçırmış ve tanık listesini sunamamıştır. Ancak, dava dosyasına tanık listesi sunulamamasına rağmen, tanık veya tanıkları duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulundurmuştur. Bu durumda mahkeme bu tanıkları dinlemek zorunda mıdır?
Yargıtay kararları, bu durumun tartışmasız bir şekilde HMK m. 243/1 hükmünün uygulanmasını gerektirdiğini belirtmektedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/2692 E., 2020/153 K. sayılı kararı bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Söz konusu kararda, davacının kesin süreye rağmen liste sunmamasına rağmen duruşmada hazır ettiği tanıklarının dinlenmemesi, kararın bozulması için yeterli bir neden olarak gösterilmiştir. Yargıtay'a göre, HMK m. 243/1 emredici niteliktedir ve bu hükmün göz ardı edilmesi, hukuka aykırıdır. Mahkemenin, hazır bulunan tanıkları dinlemeden davayı sonuçlandırması, eksik inceleme anlamına gelir ve bu durum temyiz incelemesinde kararın bozulmasına yol açar.
Yargıtay'ın bu yaklaşımının altında yatan temel mantık, yargılamanın adil bir sonuca ulaşması için gereken delil toplama sürecini en etkin şekilde yürütme çabasıdır. Tanık zaten duruşma mahallinde hazırsa, onun dinlenmesi yargılamada herhangi bir gecikmeye yol açmaz; aksine, bu durum, kararın ispat eksikliği nedeniyle bozulup yeniden görülme ihtimalini ortadan kaldırır. Bu nedenle, mahkemenin şekli bir kural olan kesin süre ihlalini, adil yargılanma hakkını zedeleyecek bir sonuca yol açmaması için esnetmesi, hukukun ruhuna uygun bir yaklaşım olarak kabul edilmektedir.
| SENARYO | HUKUKİ DAYANAK | YARGITAY KARARI ÖRNEĞİ | KARARIN ÖZÜ | HUKUKİ SONUÇ |
| Dilekçede genel "tanık" deliline dayanılıp liste sunulmaması. | HMK m. 140, HMK m. 194, HMK m. 240 |
Yargıtay HGK, E. 2020/9-605, K. 2022/264 |
Tensiple (dava dilekçesinin gönderilmesiyle) tanık listesi istenemez. Usulüne uygun kesin süre ön inceleme sonrası verilmelidir. | Tanık dinletme hakkı korunur; süre usulüne aykırı verilirse karar bozulur. |
| Dilekçe metninde tanık adı geçmesine rağmen delillerde "tanık" yazılmaması. | HMK m. 194, HMK m. 240, HMK m. 27 | Yargıtay'ın ispat hakkına ve dürüstlük kuralına ilişkin genel içtihadı. | Teknik bir eksiklik, hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayamaz. İradenin açıkça belirtilmesi yeterlidir. | Tanığın dinletilmesi talebi kabul edilmeli, liste sunumu için süre verilebilir. |
| Kesin süreye rağmen liste sunulmaması, ancak tanığın duruşmada hazır bulundurulması. | HMK m. 243/1 |
Yargıtay 4. HD, E. 2017/2692, K. 2020/153 |
HMK 243/1 hükmü emredicidir. Tanık listesi verilmemiş olsa dahi, tanık duruşmada hazırsa dinlenmek zorundadır. | Tanığın dinletilmesi zorunludur. Aksi karar eksik inceleme nedeniyle bozulur. |
HMK m. 240/2 ile getirilen ikinci tanık listesi verme yasağı, kamu düzeninden olması nedeniyle prensip olarak oldukça katı bir kuraldır. Ancak, bu kuralın uygulanması, tarafların ispat hakkı ve adil yargılanma hakkı ile çatıştığı durumlarda sorun yaratabilmektedir. Yargıtay, bu çatışmayı gidermek amacıyla, tarafların kusurundan kaynaklanmayan, öngörülemez ve hukuki durumu derinden etkileyen olağanüstü hallerde bu katı kurala istisnalar getirmiştir.
İstisnalar ve Yargıtay İçtihatları
Tanığın Ölmesi: Tanık listesinde gösterilen bir tanığın yargılama devam ederken vefat etmesi, ikinci liste yasağının en önemli istisnası olarak kabul edilmektedir. Yargıtay, tanığın ölümünü öngörülemez bir durum olarak değerlendirmekte ve bu durumda tarafın yeni bir tanık listesi sunmasına izin verilmesi gerektiğine hükmetmektedir. Aksi takdirde, savunma hakkının kısıtlanacağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararları bozulmaktadır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/3092 E., 2021/2207 K. sayılı kararı, bu durumu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Kararda, vefat eden tanığın yerine yeni tanık bildirme talebinin reddedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Tanıklıktan Çekinme veya Yasaklı Olma: HMK'da belirtilen hallerden biri nedeniyle tanık olarak gösterilen kişinin tanıklıktan çekinme hakkını kullanması veya kanunen tanıklıktan yasaklı olması durumunda da ikinci liste yasağı esnetilmektedir. Bu durumda, tarafın kusuru olmaksızın delilini sunma imkanı ortadan kalktığı için, yeni bir tanık bildirme hakkı doğar.
Tanığın Davanın Tarafı Haline Gelmesi: Dava dilekçesinde tanık olarak gösterilen bir kişinin, yargılama sürecinde mirasçı veya başka bir sıfatla davanın tarafı haline gelmesi, o kişinin artık tanık olarak dinlenemeyeceği sonucunu doğurur. Yargıtay, bu durumun da ikinci tanık listesi yasağının bir istisnası olduğunu ve tarafın bu kişiyi başka bir tanıkla değiştirmesine olanak tanınması gerektiğini belirtmiştir. Aksi bir karar, savunma hakkının kısıtlanması ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Islahla Yeni Bir Vakıanın İleri Sürülmesi: İkinci tanık listesi verme yasağı, aynı vakıaların ispatı için geçerlidir. Eğer taraf, ıslah yoluyla davaya yeni bir vakıa eklerse, bu yeni vakıanın ispatı için yeni bir tanık listesi sunabilir. Bu durum, ispat hakkının esasına uygun bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
| İSTİSNAİ DURUM | HUKUKİ RASYONELİ | YARGITAY KARARI ÖRNEĞİ | HUKUKİ SONUÇ |
| Tanığın Ölmesi | Öngörülemezlik, kusursuzluk. Tarafın savunma hakkı kısıtlanamaz. |
Yargıtay 1. HD, E. 2019/3092, K. 2021/2207 |
Tarafın yeni tanık bildirme hakkı doğar ve bu tanığın dinlenmesi zorunludur. |
| Tanığın Tanıklıktan Çekinmesi/Yasaklı Olması | Kusursuzluk. Tarafın iradesi dışında oluşan bir durumdur. |
Yargıtay 11. HD, E. 2023/3530, K. 2024/988 |
Tarafın yeni tanık bildirme hakkı vardır. |
| Tanığın Davanın Tarafı Haline Gelmesi | Tanık sıfatını kaybetme. Kişi artık tanık olarak dinlenemez. |
Yargıtay 11. HD, E. 2023/3530, K. 2024/988 |
Yeni bir tanık listesi sunulabilir. |
| Islahla Yeni Bir Vakıanın İleri Sürülmesi | Yasağın kapsamı aynı vakıalarla sınırlıdır. |
Yargıtay 4. HD, E. 2014/1007 K. |
Islahla eklenen yeni vakıa için yeni tanık listesi sunulabilir. |
Tanık delilinin dava dosyasında usulüne uygun şekilde ileri sürülmesi, yargılamanın en kritik aşamalarından biridir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tanık listesi sunma zorunluluğunu ve ikinci bir liste verilemeyeceği kuralını açıkça düzenlemiştir. Ancak, Yargıtay'ın güncel içtihatları, adil yargılanma hakkı ile ispat hakkının korunması amacıyla, özellikle de tanığın duruşmada hazır bulundurulması veya istisnai durumların varlığı halinde esnetilebildiğini göstermektedir. Tüm bu durumla usule ilişkin olup davanızın sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmesi için profesyonel destek almanızı öneririz. Erdoğdu Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Öneriler
Dilekçe Hazırlığı: Dava veya cevap dilekçesinde mutlaka "tanık" deliline dayandığınızı belirtin. Bu, daha sonraki aşamalarda tanık dinletme hakkınızın temelini oluşturacaktır.
Ön İnceleme Aşaması: Mahkemenin tensiple tanık listesi istemesi veya genel bir delil süresi vermesi durumunda, bu durumun hukuki dayanağını değerlendirin ve usulüne uygun olarak ön inceleme sonrası çekişmeli vakıalara ilişkin kesin süre verilmesini talep edin.
Kesin Süre ve Duruşma Yönetimi: Tanık listesi için verilen kesin süreyi kaçırmanız durumunda dahi, HMK m. 243/1 hükmünü aklınızdan çıkarmayın. Tanığınızı duruşma günü mahkeme salonunda hazır bulundurarak dinletme hakkınızı kullanın. Bu durum, mahkemenin tanığı dinlemesini emredici bir şekilde zorunlu kılmaktadır.
İkinci Liste Yasağının İstisnaları: İkinci tanık listesi yasağının katı doğasına karşın, tanığın vefatı, tanıklıktan çekinmesi veya davanın tarafı haline gelmesi gibi durumlarda yeni bir tanık bildirme hakkınızın doğduğunu unutmayın. Bu tür bir durum oluştuğunda, hemen mahkemeden yeni bir tanık listesi sunmak için süre talep edin ve durumun istisnai niteliğini izah edin.
Sonuç olarak, tanık delili sürecinin doğru yönetimi, hem usul kurallarının getirdiği zorunluluklara uymayı hem de adil yargılanma hakkı gibi temel ilkelerin gerektirdiği esnekliği anlamayı gerektirir. Yargıtay içtihatları, usulü şekilcilikten uzaklaştıran ve hak kayıplarının önüne geçen bu dengeleyici yaklaşımın bir yansımasıdır. Bu makale, konuya ilişkin temel hukuki çerçeveyi ve yargı pratiğinin bu alandaki güncel duruşunu sunarak, hak arama sürecinin daha aydınlık ve öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.