Türkiye’nin büyük bölümü aktif fay hatları üzerinde yer almakta ve sık sık depremler yaşanmaktadır. Bu depremler doğal afet olmalarının yanı sıra, denetimsiz yapılaşma, mühendislik hataları ve idari zafiyetlerle birleştiğinde adeta bir felakete dönüşmektedir. Yıkılan binalar nedeniyle hayatını kaybeden veya yaralanan bireyler ile mal kaybına uğrayanların, sorumlulardan hesap sorması hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Peki depremde yıkılan bir binada kimler sorumlu olur? Hangi davalar açılabilir? Zarar görenler nasıl bir yol izlemeli?
Bu yazıda, tüm bu sorulara Türk hukuk sisteminde karşılık bulmaya çalışacağız.
Türk Borçlar Kanunu’na göre bir eserin ayıplı olması, yüklenicinin (müteahhidin) sorumluluğunu doğurur. Eğer yapı yönetmeliklere aykırı şekilde inşa edilmişse, kullanılan malzemeler standart dışıysa ya da binanın taşıyıcı sistemi projeye uygun yapılmamışsa müteahhit doğrudan sorumludur.
Örnek: 2023 Kahramanmaraş Depremi sonrası Adıyaman’da yıkılan bir rezidansın müteahhidi hakkında, binada deniz kumu kullanılması ve kolon kesilmesi nedeniyle "bilinçli taksirle ölüme neden olma" suçlamasıyla dava açılmıştır.
Bir binanın statiğini (taşıyıcı sistemini) planlayan mühendisler, doğru hesap yapmadıkları ya da zemin etüdünü dikkate almadıkları takdirde doğrudan sorumludur. Aynı şekilde mimarlar da plan hatalarından ötürü sorumlu tutulabilir.
4708 sayılı Yapı Denetim Kanunu uyarınca, yapı denetim firmaları projelerin imara, mevzuata ve mühendislik standartlarına uygunluğunu kontrol etmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük ihmal edildiğinde, denetçi kuruluşlar da tazminat ve ceza davasının tarafı olabilir.
İmar planına aykırı ruhsat verilmesi, kaçak yapıya göz yumulması ya da yapı ruhsatı verilirken yeterli denetim yapılmaması gibi durumlarda kamu kurumları da hizmet kusuru nedeniyle sorumlu tutulur.
Deprem sonrası can kaybı ya da yaralanma varsa, savcılık resen soruşturma başlatabilir. Suç isnat edilen kişiler hakkında TCK kapsamında şu suçlar gündeme gelebilir:
Taksirle Ölüme veya Yaralanmaya Sebebiyet Verme (TCK m.85)
İmar Kirliliğine Neden Olma (TCK m.184)
Görevi Kötüye Kullanma (TCK m.257)
Örnek: 2011 Van Depremi sonrası yıkılan apartmanın yapı denetim firmasının sorumlusu, binanın beton kalitesinin düşük olduğunu bildiği hâlde müdahalede bulunmadığı için 12 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Zarar gören kişi veya yakınları, müteahhit ve teknik kadroya karşı maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Talep Edilebilecek Zarar Kalemleri:
Maddi Zararlar: Evin yıkılması, eşya kaybı, tedavi giderleri
Manevi Zararlar: Yakınını kaybetme, ağır psikolojik travma
Görevli Mahkeme:
Asliye Hukuk Mahkemesi
Not: Eğer bina hâlâ yeni sayılacak bir dönemde (5 yıl içinde) teslim edilmişse, tüketici mahkemelerinde de dava açılması mümkündür.
Kamu görevlileri ya da belediyelerin görevini kötüye kullanması sonucu zarar doğmuşsa, idare mahkemelerinde hizmet kusuruna dayalı tam yargı davası açılabilir.
Hukuki Dayanak:
Anayasa m.125: "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür."
2577 sayılı İYUK m.13: İdari başvuru yapıldıktan sonra dava açma süreci başlar.
Zamanaşımı: Ceza davası için genellikle 15 yıl, tazminat davası için 10 yıldır.
Delil Toplama: Yıkılan binaya ait projeler, yapı ruhsatı, yapı denetim belgeleri, tanık ifadeleri, fotoğraf ve videolar dava için büyük önem taşır.
Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme sürecinde inşaat mühendislerinden oluşan bilirkişi heyeti tarafından teknik kusurlar tespit edilir.
Avukat Desteği: Alanında uzman bir avukatla sürecin yürütülmesi başarı şansını artırır.
Savcılığa suç duyurusunda bulunun.
Delillerinizi toplayın (yapı ruhsatı, tapu, fotoğraf, sağlık raporları vs.).
Maddi ve manevi tazminat davaları açın.
İdari kurumlara karşı tam yargı davası açmayı değerlendirin.
Uzman bir hukukçudan destek alın.
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nde yıkılan bir binada 22 kişinin hayatını kaybetmesi üzerine açılan davada, sanıkların yapım aşamasındaki kusurlu hareketleri nedeniyle TCK'nın 383/2. maddesi uyarınca "taksirle genel tehlike yaratacak biçimde tahribat ve musibete ve birden çok kişinin ölümüne neden olmak" suçundan sorumlu olduklarına karar verilmiştir. Yargıtay, suç tarihinin binanın yıkıldığı tarih olan 17.08.1999 olduğunu belirterek, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerektiğini vurgulamıştır.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde Şanlıurfa'da yıkılan bir apartmanda 34 kişinin hayatını kaybetmesi ve 10 kişinin yaralanması üzerine açılan davada, apartmanın müteahhidi "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkeme, sanığın apartmanın inşasında mevcut standartlara göre yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve kusurlu bulunduğunu belirtmiştir.
Van ili Erciş ilçesinde meydana gelen depremde yıkılan bir apartmanın enkazı altında kalarak yaşamını yitiren kişinin yakınları tarafından açılan tazminat davasında, bilirkişi raporu doğrultusunda müteahhit %30, fenni mesul %32, proje müellifi %13, Erciş Belediye Başkanlığı %21, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı %2 ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı %2 oranında kusurlu bulunmuş ve bu oranlarda tazminat ödemelerine hükmedilmiştir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, deprem sonrasında tazminat ödenmesi için evin tamamen yıkılması gerekmediğine karar vermiştir. Bu karar, depremde hasar gören ancak tamamen yıkılmayan binalarda da tazminat talep edilebileceğini göstermektedir.
Deprem, doğal bir afet olabilir; fakat yıkım çoğunlukla insan hatalarından kaynaklanmaktadır. İlgili mevzuat, mağdurlara hem cezai hem de hukuki yollardan hak arama olanağı tanımaktadır. Zamanında ve bilinçli atılacak adımlar, hem adaletin yerini bulmasını sağlar hem de benzer faciaların önlenmesine katkı sunar.